KONUK FORUM

konukforum bilgi paylasma platformu
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Devletleşemeyen Siyaset!!!

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 236
Yaş : 44
Kayıt tarihi : 18/03/07

MesajKonu: Devletleşemeyen Siyaset!!!   Ptsi Mart 26, 2007 4:46 am

Devletleşemeyen Siyaset!!
Günümüzde mevcut iktidarın uyguladığı siyaset anlayışını zoraki bir �zihniyet değişimi� olarak algılamak gerekir. Ancak bu değişim isteğinin Türk milletinin geleceğine hizmet ettiğini söylemek imkansızdır. İktidar sahipleri değişim çabalarını gerçekleştirmeye çalışırken yeni bir kimlik tespit edip bu kimlik çerçevesinde beliren hedeflere göre kendilerini adapte etmişlerdir. Türk siyasetinin yaklaşık beş yıllık uzun ve yıpratıcı bir dönemini kapsayan bu başkalaşma seyrinin Türkiye Cumhuriyeti�ne çağdaş dünya ile bütünleşme adına çok şey kaybettirdiğini söylemek gerekir. Ancak Türk milletinin yaşadığı bu zoraki değişim, sadece toplumun belirli bir siyasi ve sosyal kalıptan çıkarılarak yeni bir kalıba sokulması gibi düşünülemez. Çünkü medeniyete ayak uydurma adına yapılan bu değişim çabası, bir başkalaşma olup masum bir teknoloji transferi değildir. Üstelik �medeni dünya ile bütünleşiyoruz� diyerek beyanlarda bulunanlar, teknolojinin alımında bir zihniyet değişikliğinin zaruri olmadığını elbette biliyor olmalıdırlar. [/size]
Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Devleti�nin bütün müesseseleriyle �muasır� olması varoluşunun gereğidir. Yeni Türk Devleti�nin seksen dört yıl önce yüzünü yeniden batıya dönerek böyle bir ihtiyaç hissetmesini, sadece coğrafi bir tarif ve yönelme olarak görmemek gerekir. Türkiye Cumhuriyeti�nin kuruluşundan itibaren tatbik edilen Türk siyaseti, Avrupa�yı batı medeniyetinin büyük bir laboratuarı olarak görmekle birlikte, kendi değer ve özellikleri dahilinde �asrileşmeyi� öngörmüştür. Bu öngörüde, �millî bağımsızlık� olgusu daima ve ısrarla ön plana çıkarılarak vurgulanmıştır. O hâlde bugünün siyasetini belirleyenlerin de yeni devletin kuruluşunda yapılan bu vurguya dikkat ederek �küreselleşme� ve �her hâl ve şartta AB�ye girme� politikalarında ısrar etmemeleri gerekir.
Mevcut iktidar uyguladığı iç, dış ve iktisadi politikalarla devlet-millet faydacılığından uzaklaşmıştır. Bu haliyle mevcut iktidar �devlet umuru� dediğimiz siyasetin millete hizmet etme düsturunu yok etmiştir. Bu yok edişte iktidarı kullananların devlet anlayışlarındaki bilgisizliğinin yanı sıra bu ülkenin geleceğiyle ilgili bir �kasıt� ve �taammüdün� olduğu da görülmektedir. Çünkü uygulanan siyasetle Milliyetçilikle İslam dininin, Türk milleti ile Türk vatanının ve Türk milleti ile Türk tarihinin arası açılmakta, bağı koparılmaktadır.
Bütün bunlar yapılırken günümüzde uluslararası ilişkilerde farklı boyutlar kazanan Türkiye'ye yeni roller biçilmektedir. Gelişmiş ülkeler küreselleşme sürecinde kendi kimliklerini koruyarak dünyaya daha fazla açılma, dünya ticaret hacminden daha fazla pay kapma peşinde iken; Türkiye�ye bunun tersi yaptırılmaya çalışılmaktadır. Nitekim millî bağımsızlık yerine bağımlılık, hükümranlık haklarından yeni dünya düzeni uğruna fedakârlık, Türkçe gibi temel kültür unsurlarından uzaklaşma veya bunları yozlaştırma, üniter devleti zedeleme, idarî yapımızda eyalet sistemi gibi garip yapılanma örneklerinin telâffuz edilmeye başlanması bu çerçeve içerisinde mütalaa edilebilir. Son zamanlarda ortaya konulan ve Türkiye açısından önemli bir tehlike unsuru hâline gelen "yeni azınlık" yakıştırmaları da Türkiye gerçeği ile asla bağdaşmamaktadır.
Bütün bu gerçeklere rağmen mevcut iktidarın politikaları, Türk coğrafyasını yeniden şekillendirme gayretleri içinde olan AB ve ABD�nin Irak, Kıbrıs, Türkiye ve Ortadoğu stratejileriyle örtüşmektedir. Bu haliyle AKP�nin politikası ile AB ve ABD politikaları arasında, sadece usûl ve uslûp farkı vardır, ama niyet farkı yoktur. Bu durumun en bariz örneği, Büyük Ortadoğu Projesi ve IMF politikaları ile AKP�nin politikaları arasında bu açıdan mahiyet farkı olmamasında görülebilir.
Bugün Türkiye�ye �Kıbrıs�ı terk et!, Ermenistan�dan özür dile!, Kerkük�ü unut!, yeni azınlıkları tanı!� diyen batıya boyun eğenler gelenekselleşmiş Türk devlet politikasını muhafaza etmekten ciddi anlamda uzaklaşmışlardır. Türkiye�nin bölgesinde yıllardır arzuladığı başat güç olma idealinin devamlılığı, Avrupa medeniyetine kayıtsız bağımlılık yoluyla köreltilmekte ayrıca devletleşme ve milletleşmenin temel şartı olan �istiklâl-i tammı� sağlamış millî bir devletin mevcudiyetinden bahsetmeyi imkânsız hâle getirmektedir. Bu haliyle mevcut siyasi iktidarın dört buçuk yıllık uygulamalarında anti emperyalist olamaması, uyguladıkları siyasetin ve kurgulamaya çalıştıkları sosyal politika prensiplerinin devletleşememesi ve milletleşememesine sebep olmuştur.
Bütün bu gerçekler göz önünde iken mevcut iktidar başının Türk milliyetçilerini kafatasçı ve ırkçılıkla suçlaması, yaklaşan seçimler öncesinde yeni bir oyunun belirtileridir. Bu oyun; itham ettiği MHP�yi kamuoyunda DTP ile eş değer bir şekilde algılatmaya çalışmak böylece ırka dayalı iki siyasi marjinal gruptan birini aşırı Kürtçüler, diğerini ise aşırı Türkçüler şeklinde göstermektir. Böylece kendilerini yeni bir yüz gibi takdim ederek Türkiye�nin ulus devlete sığamayacak kadar büyük birikime sahip olduğu vurgusuyla, anayasayı yeniden yazma ve ulus devlet gömleğini federatif yapıyla değiştirme gayreti içerisine girmişlerdir.
Hâl böyleyken Türk milletinin bilinç altında 40 yıllık birikime sahip ve milli devletin son kalesi olan MHP�nin anlamını ve içini boşaltmaya çalışanlara fırsat verilmemesi bir zarurettir. Çünkü 2007 seçimleri sadece MHP�nin siyasi açıdan bir başarısı olarak düşünülmemelidir. Ön sözü Çanakkale Zaferi, son sözü Lozan Barışı olan Türkiye Cumhuriyeti�nin varlık-yokluk seçimi olacaktır. Bir diğer ifadeyle önümüzdeki seçimler, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milliyetçileri için bir milat niteliğindedir. Milat tarihinde sorgulanacak olan ise �devletin miadı�dır.
[size=9]O halde Türk milliyetçilerinin birbirlerine propaganda yapmaktan kurtulup bu gerçeği kamu oyuna anlatma adına seferber olmaları gerekmektedir. Hep birlikte gerçekleştireceğimiz seferberlikle birlikte yozlaştırılan siyasi hayatımızı yeniden devletleştirmeli, bozulan sosyal dokumuzu yeniden milletleştirmeliyiz. Nasıl olsa MHP yükseliyor diyerek içe dönük siyasetle meşgul olmak, Türk milletinin yeniden vereceği yetkiyi israf etmek anlamına gelecektir.
[size=9]İşte bütün bu korkular ve ümitler bize, seksen öncesinde, evvelemirde zihinlerimize daha sonra duvarlara kazıdığımız şu sloganı hatırlatmalıdır. Doğrusu o günlerin ateş çemberinde tam anlamıyla idrak edemediğimiz bu temel düstur şimdi bize daha anlamlı gelmelidir. �Ya �Devlet� başa, ya kuzgun leşe�.
__________________

Alıntıdır...

_________________
Allah'u teala 3 şey istemiş.fikir,zikir,şükür.iyi düşün sana neler vermiş.çok mu şey istemiş?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://konuk.forumactif.org
gercekkesit



Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 23/05/07

MesajKonu: Ne mutluki Türküm   Çarş. Mayıs 23, 2007 5:25 am

Allah Türkü korusun ve yüceltsin !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Devletleşemeyen Siyaset!!!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KONUK FORUM :: SİYASİ PARTİLER :: MHP-
Buraya geçin: