KONUK FORUM

konukforum bilgi paylasma platformu
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Halit Refiğ tesadüfen sinamacı olmuş ...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 236
Yaş : 44
Kayıt tarihi : 18/03/07

MesajKonu: Halit Refiğ tesadüfen sinamacı olmuş ...   Ptsi Mart 26, 2007 4:35 am

Halit Refiğ tesadüfen sinamacı olmuş






Emel Soy'un haberi
Yönetmen Halit Refiğ, 1960'lı yıllarda ilk filmini çektiği Yeşilçam'a en parlak döneminde katıldığını belirterek, ''Türk sinemasında 50 yılı aşan zaman içinde çok büyük değişmeler meydana geldi'' dedi.
Sinemacı olmaya henüz lise yıllarında karar veren, bu kararını gerçeğe dönüştürmek için de kendi imkanlarıyla ve büyük çaba gösterdiğini ifade eden Refiğ, AA muhabirine, Türk sinemasının dünü, bugünü ve sinema deneyimini anlattı. Refiğ, sinemaya girişinde ''şansının ve tesadüflerin'' kendisine çok yardım ettiğini belirterek, o yıllarda Türkiye'de sinema üzerine akademik eğitim imkanı bulunmadığı için İngiltere'ye giderek sinema üzerine kurs gördüğünü, ardından yedek subay olarak gittiği Kore'de de ABD'lilerin uygun fiyatlı pazarlarından ilk kamera gibi, ilk sinema malzemelerini satın aldığını anlattı.
Türkiye'ye döndükten sonra yine şans eseri, bir arkadaşının tavsiyesi üzerine dönemin önemli dergilerinden ''Akis''den sinema yazıları yazması için teklif aldığını ifade eden Halit Refiğ, o dönemde tanıştığı Lütfi Akad, Memduh Ün ve Atıf Yılmaz gibi isimlerin kendisine ağabeylik yaptıklarını söyledi. Refiğ, Atıf Yılmaz'ın asistanı olarak 1957 yılında sinemaya girdiğini kaydederek, ''Sinema benim dönemimde bugün de kabul edilen altın çağlarını yaşamaktaydı. Türk sinemasının en parlak döneminde sinemaya katıldım'' diye konuştu.
-ÖZEL TELEVİZYONLARIN ETKİSİ-
Halit Refiğ, 1990'lı yıllarda özel televizyonculuğun başlamasıyla klasik Türk sinemasının ortadan kalktığını belirterek, ''1990 yılında özel televizyon yayını başladığında sinema salonu sayısı 3 binin üzerindeyken, 1995 yılına gelindiğinde Türk filmi gösteren sinema salonu sayısı 300'ün altına düşmüştü. Dolayısıyla Türkiye'de 1950'lerde kurulan 1960-70'lerde en parlak dönemini yaşayan sinema sistemi 1990'lı yılların ilk yarısında ortadan kalktı. Buna karşılık özel televizyon yayıncılığı Türkiyede klasik sinema düzenini ortadan kaldırdı ama zaman içinde kendi içinde sinema çıkışları ortaya çıkardı'' dedi.
Refiğ, ancak yeni Türk filmlerinin, ''Türk sineması'' denilebilecek genel bir özellikler taşımadığını dile getirerek, bugün sinemanın Türkiye'de bir sektör olmadığını, bireysel girişimlerden oluştuğunu vurguladı. Halit Refiğ, ''Türk sineması dediğimiz zaman bir ortak değerler üstüne kurulu bir sistem. Türkiye'de sinema var, yapılan filmler var. Ama ben şahsen, bugün Türkiye'de var olan sinema olaylarını, gösterilen filmleri bütün bir Türk sineması başlığı altına toplamıyorum. Ortak özelliği yok, ortak bir sistem içinde meydana getirilen filmler değil. Her birisi bireysel bir teşebbüs. Bir endüstri yok'' diye konuştu.
-KURTLAR VADİSİ: IRAK-
Türkiye'de yapılan filmlerde bugün, ''15-25 yaş grubuna hoşça vakit geçirtme amacı taşıyan Amerikanvari bir sistemin yerleştiğini'' dile getiren Refiğ, buna istisna olarak ''Kurtlar Vadisi: Irak'' filmini örnek gösterdi. Refiğ, bu filmin de Amerikan filmlerinin aksiyonu, dövüş ve patlama sahneleri bol yapısına sahip olduğunu, ancak bir farkının bulunduğunu anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Ama filmin arka planında başka bir mesele var. Çok çarpıcı, çok önemli ve tarihi bir mesele. Filmin ele aldığı Amerikan karakterleri. Özellikle orada çizilen Marshall tipi, Türk askerlerin başına çuval geçiren grubun başkanı olarak... Ve onun vesilesiyle Irak'taki Amerikan varlığı, o Amerikan askeri gücünü, Irak'ın yerli halkına karşı davranışları. Irak gerçeğini görüntülemesi anlamında müthiş bir olay.
Şimdi, 'Kurtlar Vadisi: Irak, üstünde çok önemle, çok dikkatle durulması gereken bir film. Bir boyutuyla bir Amerikan filmi. O tarafı bana oldukça rahatsız edici geliyor. Ben o kadar infilak, kan olan filmleri seyredemiyorum. Ama bir başka boyutu var. Amerikalıların kendi yaptıkları filmler bir tarafa, böylesine dehşet verici, tiksindirici Amerikan tiplerine Amerikan sinemasının dışında rastlayamazsınız. Soğuk savaş döneminde mesela, ABD ile Rusya'nın ilişkilerinin en gergin olduğu zamanlarda, Rusya'dan bir tane bu tip Amerikan karakterleri olan film çıkmamıştır. Ne Çin'den, ne de İran'dan...''
-BÜYÜK PROJELERDE YAŞADIĞI SIKINTI-
Halit Refiğ, uzun süredir sinemadan uzak kalmasının nedenini de ''kendisine büyük projeler gelmesi'' olduğunu belirterek, büyük yapımların ''Kurtlar Sofrası'' olduğunu dile getirdi. Refiğ, sözlerine şöyle devam etti: ''Bana gelen teklifler genellikle, 'Mevlana', 'Çanakkale', 'Yavuz Zırhlısı' gibi büyük kapsamlı film teklifleri. Bunun ben acı bir örneğini yaşadım. Meslek hayatımda bana en sıkıntılı zamanlar yaşatan olaylardan birisi 'Devlet Ana' meselesiydi. Zamanın Başbakanı Bülent Ecevit, Ankara'ya davet ederek bana bizzat bu görevi verdi. Fakat iki yıllık bir teşebbüs içinde her temas ettiğim kişi ve kuruluş öylesine işin parası üstünde durdu ki, ben neticede boşa giden çabalar sürecinden sonra Başbakanlığa gidip, iki yıl içinde hiçbir adım atılamadığını, herkesin sadece 'bundan ne kadar para götürürüm' hesabında olduğunu, bu şartlarda bu işin altından kalkamayacağımı ifade ederek, meslek hayatımdaki en büyük utançlardan biri olarak görevi iade ettim. Tam bir kurtlar sofrası. Bu gibi büyük kapsamlı projelerin kurtları çok. Çünkü orada büyük para var. Büyük para olduğu için dişi daha keskin olan kurt kimse, parçayı o götürüyor. Ve ben bu kurtlar sofrasında kendimden bir parça kopartmak niyetinde değilim.''
-HALİT REFİĞ-
İzmir'de 1934 yılında dünyaya gelen Halit Refiğ, Robert Kolej Mühendislik Bölümünden mezun olduktan sonra, askerliğini yedek subay olarak Kore'de yaptı. Bu sırada amatörce 8 milimetre filmler çekti. ''Yeni Sabah'' ve ''Akşam'' gazetelerinde sinema eleştirileri yazan Refiğ, Atıf Yılmaz'ın ''Yaşamak Hakkımdır'' adlı filminde asistanlığını yaparak sinemaya adımını attı. 1960'ta ilk filmi ''Yasak Aşk''ı çeken Refiğ, ''Şehirdeki Yabancı'', ''Gurbet Kuşları'', ''Bir Türk'e Gönül Verdim'', ''Haremde Dört Kadın'' gibi filmlerle Moskova, Yeni Delhi ve Sorrento film festivallerinde çeşitli ödüller kazandı. ''Gurbet Kuşları'' ile 1964 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ''En İyi Yönetmen'' ödülünü aldı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde 1975 yılında öğretim üyeliğine de başlayan Refiğ, TRT için çektiği ''Aşk-ı Memnu'' ile televizyon dizilerine örnek oldu. Yine TRT için 1981 yılında Kemal Tahir'in romanından uyarladığı ''Yorgun Savaşçı'' adlı dizinin yakıldığı iddiası uzun yıllar tartışmalara konu oldu. ''Teyzem'', ''Hanım'', ''Köpekler Adası'', ''Karılar Koğuşu'', ''İki Yabancı'' gibi filmleriyle pek çok ödül kazanan ve Mimar Sinan Üniversitesi Senatosu'nun kararıyla ''Onursal Profesörlük'' unvanı alan Refiğ, halen değişik üniversitelerde öğretim üyeliği yapıyor
__________________
Basketball

_________________
Allah'u teala 3 şey istemiş.fikir,zikir,şükür.iyi düşün sana neler vermiş.çok mu şey istemiş?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://konuk.forumactif.org
 
Halit Refiğ tesadüfen sinamacı olmuş ...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» bomba bommmmba...... bombagibi olmuş

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KONUK FORUM :: KÜLTÜR VE SANAT :: Sinema & Tiyatro-
Buraya geçin: